Alanya

'TURİZMDE MALİYET ARTIŞI VAR'

Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Alper Gencelli, Türkiye’de “her şey dahil” konseptinde özellikle Rus turistlere yönelik indirimler başlatıldığına dair çıkan haberlere ilişkin yaptığı değerlendirmede bulundu

Abone Ol

Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Alper Gencelli, Türkiye’de “her şey dahil” konseptinde özellikle Rus turistlere yönelik indirimler başlatıldığına dair çıkan haberlere ilişkin yaptığı değerlendirmelerde bulundu

“Türkiye turizmi 2026 sezonuna oldukça kırılgan bir denklem içerisinde giriyor. Talep daralması, pazar kayması ve artan fiyat baskısı sektörün ana gündemini oluşturuyor. Özellikle Avrupa pazarındaki zayıflama ve jeopolitik algı yönetimi, bu sezonun dinamiklerini doğrudan şekillendiriyor.
Bugün gelinen noktada, Rus pazarı üzerinden yürütülen fiyat indirimleri aslında yüzeyde bir çözüm gibi görünse de meselenin özü bundan çok daha derin. Öncelikle şunu net koymak gerekir: Rus turistin Türkiye’ye gelip gelmemesi yalnızca fiyatla açıklanabilecek bir konu değildir. Avrupa pazarındaki daralmanın temel nedeni ekonomik değil, büyük ölçüde algısal ve politik risk yönetimidir. Avrupa ülkelerinin Türkiye’yi, çevresindeki çatışma bölgeleriyle birlikte değerlendirmesi ve bazı seyahat sigortalarının bu bölgeyi kapsam dışı bırakması, Avrupalı turistin daha temkinli hareket etmesine yol açmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin gerçek güvenlik koşullarından bağımsız olarak talebi doğrudan etkilemektedir.
Rus pazarı ise farklı dinamiklerle hareket eder. Rus turist için belirleyici unsur güvenlik algısından ziyade ekonomik koşullardır. Ruble’nin durumu, gelir seviyesi ve paket fiyatlarının erişilebilirliği bu pazarda temel belirleyicidir. Nitekim 2026 sezonuna girerken rubledeki görece toparlanma ve erken rezervasyon döneminde fiyatların geçen yıla kıyasla daha uygun olması, Rus pazarı açısından olumlu sinyaller vermekteydi. Ancak sezon paketlerinin 180 bin ile 500 bin ruble bandında şekillenmesi, bu pazarın hala fiyat hassasiyetinin yüksek olduğunu net şekilde ortaya koyuyor.
Öte yandan göz ardı edilmemesi gereken çok kritik bir maliyet baskısı var: enerji. Petrol fiyatlarındaki artış, turizm sektörünü zincirleme şekilde etkiliyor. Uçak yakıt maliyetlerinden başlayarak lojistik giderlere, tedarik zincirinden otel operasyonlarına kadar tüm süreçlerde maliyetleri yukarı çekiyor. Bu da kaçınılmaz olarak fiyatlara yansıyor. Yani sektör bir taraftan fiyat düşürmeye çalışırken, diğer taraftan maliyet artışıyla mücadele ediyor. Bu açıkçası sürdürülebilir bir denklem değil.
Bu noktada indirim politikalarına dikkatli yaklaşmak gerekiyor. Evet, kısa vadede doluluk sağlamak adına belirli pazarlarda fiyat esnekliği uygulanabilir. Ancak sürekli indirim stratejisi, özellikle her şey dahil sistemde ciddi bir risk barındırır. Çünkü fiyat kırdığınız anda sadece gelirden feragat etmezsiniz; aynı zamanda marka değerini aşındırır, destinasyonun fiyat algısını kalıcı olarak aşağı çekersiniz. Bu da uzun vadede geri dönüşü zor bir konumlandırma problemine yol açar.

Her şey dahil segmentte fiyat savaşına giren uzun vadede kaybeder. Bu işin matematiği nettir. Kısa vadeli doluluk uğruna uzun vadeli marka değerinden vazgeçmek, sektörün en sık yaptığı ama en maliyetli hatalardan biridir.

Sektör şu anda çok hassas bir denge üzerinde ilerliyor. Doluluk ile karlılık, kısa vadeli çözüm ile uzun vadeli sürdürülebilirlik arasında ince bir çizgi var. Her şey fiyat düşürmekle çözülmez. Asıl mesele, doğru pazarı doğru ürünle ve doğru fiyat stratejisiyle buluşturabilmektir. Bu süreci doğru okumak ve yönetmek, 2026 sezonunun kaderini belirleyecek en kritik unsur olacaktır diye düşünüyorum.”

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }